BND Scope: 25. Sayı - Hisseler Zirvede, Faiz Belirsizliği Sürüyor
ABD piyasaları nisan ortasında yeniden güçlü bir görünüm sergiledi. S&P 500 ve Nasdaq yeni zirvelere yaklaşırken, mart enflasyon verisi beklentilerin üzerinde geldi. Fed’e ilişkin faiz indirimi beklentileri ötelenirken, yatırımcıların odağı yeniden şirket kârlarına döndü.
4/18/20263 min oku


Piyasalar bazen çelişkili görünen gelişmeleri aynı anda fiyatlar. Son günlerde ABD’de tam olarak bunu izliyoruz. Bir yanda enflasyon yeniden yükseliş sinyali veriyor. Bu da Fed’in faiz indirimlerini erteleme ihtimalini artırıyor. Diğer yanda hisse senedi piyasaları güçlü kalmaya devam ediyor ve endeksler yeni zirveler görüyor.
Bu tablo, yatırımcıların kısa vadede büyüme tarafına daha fazla ağırlık verdiğini gösteriyor. Ancak yüksek faiz ortamında bu iyimserliğin devamı için şirket kârlarının güçlü kalması gerekiyor.
Enflasyon Beklentilerin Üzerinde Geldi
10 Nisan’da açıklanan mart ayı ABD tüketici enflasyonu piyasaların en yakından izlediği veri oldu. Yıllık TÜFE artışı yüzde 3,3 olarak gerçekleşti. Şubat ayında bu oran yüzde 2,4 seviyesindeydi. Aylık artış ise yüzde 0,9 oldu. Bu, son dönemin en güçlü aylık artışlarından biri olarak dikkat çekti. Veride enerji kalemi öne çıktı; enerji fiyatları yıllık bazda yüzde 12,5 arttı.
Bu veriyle birlikte piyasada faiz indirimi beklentileri yeniden gözden geçirildi. Yıl başında 2026 içinde birkaç indirim beklenirken, nisan ortasında bazı kurumlar Fed’in yıl boyunca faizi sabit tutabileceğini dillendirmeye başladı. Deutsche Bank da 17 Nisan tarihli değerlendirmesinde 2026 boyunca faiz indirimi beklemediğini açıkladı.

Hisse Senetleri Rekor Kırdı
Enflasyon verisine rağmen hisse piyasalarının yönü yukarı kaldı. Reuters’ın 17 Nisan tarihli değerlendirmesine göre S&P 500 endeksi mart sonundaki düzeltme sonrası yaklaşık yüzde 11 yükseldi. Nasdaq da benzer şekilde güçlü seyrini korudu.
Burada dikkat çeken nokta, yükselişin yalnızca birkaç teknoloji hissesine dayanmaması oldu. Russell 2000 endeksi de toparlanarak küçük ve orta ölçekli şirket hisselerinde hareketlenme sinyali verdi. Bu durum, yatırımcı ilgisinin daha geniş bir alana yayıldığını gösterdi.
Ancak hisse piyasasındaki bu güçlü görünüm, faiz beklentilerindeki sıkılaşmayla aynı anda yaşanıyor. Bu nedenle borsadaki yükseliş ile tahvil piyasasındaki temkinli duruş arasında belirgin bir ayrışma bulunuyor.
Gözler Şirket Bilançolarına Döndü
Piyasanın bir sonraki durağı artık makro verilerden çok şirket sonuçları olacak gibi görünüyor. Reuters verilerine göre analistler, S&P 500 şirketlerinde ilk çeyrek kâr büyümesinin yıllık bazda yaklaşık yüzde 14 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyor. Bu oran, son birkaç çeyreğin üzerinde bir performansa işaret ediyor.
Önümüzdeki günlerde Tesla, Microsoft, Alphabet, Meta Platforms, Boeing ve Intel gibi şirketlerin açıklayacağı sonuçlar izlenecek. Endekslerin zirve seviyelere yakın işlem gördüğü bir dönemde, fiyatlamalarda bilanço etkisinin daha belirgin hale gelmesi bekleniyor.
Sonuç
Bu dönemin en önemli mesajı şu: şok artık sadece piyasalarda kalmıyor, ekonominin geneline yayılıyor. Enerji fiyatları enflasyonu, tedarik zincirlerini ve iş dünyası faaliyetlerini de etkileyerek daha geniş bir yavaşlama riskini artırıyor.
Bununla birlikte ekonomi politikaları da daha karmaşık hale geliyor. Görece güçlü büyüme, artan enflasyon baskısı ve jeopolitik belirsizlik birleştiğinde, Fed için net bir yol haritası oluşturmak zorlaşıyor.
Yatırımcı açısından bu yeni bir döneme işaret ediyor. Artık sadece piyasa hareketlerini takip etmek değil, bu hareketlerin reel ekonomiye nasıl yansıdığını anlamak gerekiyor.
Özetle, savaşın etkileri piyasa oynaklığından ekonomik etkiye geçiyor — ve asıl risk burada başlıyor.
Petrol Fiyatları ve Jeopolitik Risk Gündemde Kalmaya Devam Ediyor
Nisan ayı boyunca enerji piyasası da yakından izlendi. Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin tansiyonun geçici olarak düşmesiyle petrol fiyatlarında geri çekilme görüldü. Ancak Reuters’ın küresel piyasa değerlendirmesine göre enerji fiyatları hâlâ enflasyon görünümünü etkileyebilecek seviyelerde bulunuyor.
Petrol fiyatları yalnızca enerji şirketlerini değil, ulaştırma maliyetleri, tüketici harcamaları ve genel fiyat seviyeleri üzerinden daha geniş bir ekonomik etki yaratmaya devam ediyor.
