BND Scope: 27. Sayı - Piyasalar Reflasyon Sınavına Giriyor

ABD piyasaları bu hafta daha karmaşık bir döneme girdi. Enflasyon verileri beklentileri zorladı, faiz indirimi beklentileri zayıfladı, petrol ve jeopolitik riskler canlı kaldı. Buna rağmen teknoloji şirketlerinden gelen güçlü sonuçlar ve sermaye girişleri hisse senedi piyasasını desteklemeye devam etti. Artık soru şu: Piyasalardaki iyimserlik, daha yüksek enflasyon ve daha yüksek faiz beklentisiyle birlikte sürdürülebilir mi?

5/16/20265 min oku

Bu hafta piyasalarda havanın değiştiğini hissettik. Yılın önemli bir bölümünde yatırımcılar daha rahat bir senaryoya inanmak istiyordu: büyüme fena değil, enflasyon zamanla geriliyor, Fed bir noktada faiz indirimine gidebilir ve şirket kârları güçlü kalır. Bu senaryo hisse senetleri için destekleyici bir zemindi.

Fakat son veriler bu anlatının en hassas noktalarını zorladı. Enflasyon yeniden hızlandı. Tüketici harcamaları devam ediyor ama tüketici güveni çok zayıf. İran ve Hürmüz Boğazı kaynaklı enerji riski artık yalnızca jeopolitik bir başlık değil; fiyatlara, tedarik zincirlerine ve faiz beklentilerine doğrudan etki eden bir faktör haline geldi. Buna karşılık teknoloji şirketlerinin güçlü sonuçları piyasadaki risk iştahını tamamen bozmuyor.

Bu nedenle bu sayı tek bir veriye odaklanmıyor. Bu sayı, piyasanın aynı anda iki fikri fiyatlamaya çalıştığı bir haftayı anlatıyor: ABD ekonomisinde hâlâ güç var, ama bu gücün enflasyon maliyeti artıyor olabilir.

Faiz İndirimi Beklentisi Sona Eriyor

Haftanın en önemli kırılma noktası enflasyon verileriydi. ABD’de nisan ayında TÜFE aylık bazda %0,6, yıllık bazda %3,8 arttı. Üretici fiyatları ise aylık %1,4, yıllık %6,0 yükseldi. Bu veriler, enflasyon baskısının yalnızca dar bir alanda değil, daha geniş bir zeminde hissedildiğini gösterdi.

Bu yüzden piyasadaki konuşma hızla değişti. Yatırımcılar artık sadece “Fed ne zaman faiz indirecek?” sorusunu sormuyor. Daha ileri bir soru gündeme geliyor: Eğer enflasyon böyle devam ederse, Fed’in bir sonraki büyük hamlesi yeniden faiz artırımı olabilir mi? Reuters’a göre piyasalar yıl sonuna doğru veya gelecek yılın başında faiz artırımı ihtimalini daha ciddi şekilde fiyatlamaya başladı.

Bu, hisse senetleri için daha zor bir ortam demek. Şirket kârları güçlü olduğunda piyasalar yüksek faize bir süre dayanabilir. Ama yüksek faiz beklentisi, enerji şoku, maliyet baskısı ve zayıf tüketici güveniyle birlikte geldiğinde tablo daha kırılgan hale gelir.

Tüketici Harcıyor, Ama Kendini İyi Hissetmiyor

ABD tüketicisi bu hafta çelişkili bir tablo sundu. Perakende satışlar nisan ayında %0,5 arttı ve üst üste üçüncü ay yükseliş gösterdi. İlk bakışta bu güçlü bir sinyal gibi görünüyor. Fakat satışlardaki artışın bir bölümü gerçek talep artışından değil, fiyatların yükselmesinden kaynaklanıyor olabilir.

Diğer tarafta tüketici güveni çok zayıf. Michigan Üniversitesi’nin tüketici güven endeksi mayıs başında 48,2’ye gerileyerek rekor düşük seviyeye indi.

Yatırımcılar için burada önemli bir ayrım var. Geliri arttığı için harcama yapan tüketici büyüme açısından destekleyicidir. Fakat fiyatlar yükseldiği için daha fazla ödeme yapan tüketici daha kırılgan bir tabloya işaret eder.

Bu nedenle önümüzdeki perakende şirketi bilançoları çok önemli olacak. Yatırımcılar sadece ciroya bakmayacak. Mağaza trafiği, kâr marjları, stoklar ve şirketlerin yılın kalanı için verdiği mesajlar daha fazla önem kazanacak.

Hürmüz Boğazı Artık Bir Enflasyon Başlığı

İran gerilimi artık sadece jeopolitik haber olarak takip edilmiyor. Bu konu doğrudan enflasyon, enerji fiyatları ve merkez bankası politikasıyla bağlantılı hale geldi.

ABD Enerji Enformasyon İdaresi, Orta Doğu’daki arz kesintilerinin daha önce tahmin edilenden ciddi olduğunu kabul etti. Reuters analizlerinde de Hürmüz Boğazı’nın İran geriliminde ana mücadele alanına dönüştüğü vurgulandı.

Enerji şokları piyasalara aynı anda birkaç kanaldan yansır. Akaryakıt fiyatlarını artırır, taşımacılık ve üretim maliyetlerini yükseltir, tüketici güvenini zayıflatır ve Fed’in karar alanını daraltır.

Bu yüzden petrol fiyatları bu hafta sadece enerji yatırımcılarının konusu değildi. Tahvil piyasası, hisse senetleri, tüketici şirketleri ve Fed beklentileri açısından da merkezi bir başlıktı.

Sonuç

Bu hafta yükseliş senaryosunu bitirmedi. Ama yükseliş senaryosunu daha zor hale getirdi. Hisse senetlerinin güçlü kalması için artık sadece yapay zekâ şirketlerinden iyi haber gelmesi yetmez. Enflasyonun yeniden hızlanmaması, enerji risklerinin yatışması, tüketicinin harcamaya devam etmesi ve Fed’in daha sert bir çizgiye itilmemesi gerekiyor. Bu, piyasalardan aynı anda çok şey istemek demek. ABD ekonomisinde hâlâ momentum var. Ancak bu hikayenin kolay kısmı geride kalıyor. Bundan sonra yatırımcıların yalnızca büyümeye değil, büyümenin maliyetine de daha dikkatli bakması gerekecek.

Yapay Zekâ Piyasayı Taşımaya Devam Ediyor

Tüm bu risklere rağmen hisse senedi piyasasının güçlü kalmasını sağlayan ana tema hâlâ teknoloji ve yapay zekâ altyapısı. AMD, yapay zekâ çiplerine yönelik güçlü talep sayesinde beklentilerin üzerinde gelir öngörüsü verdi. Microchip de güçlü çip talebiyle olumlu bir görünüm sundu. Applied Materials ise yarı iletken ekipmanları ve gelişmiş paketleme tarafında ciddi büyüme beklediğini açıkladı. Bu nedenle piyasa tamamen savunmaya geçmedi. Yatırımcılar hâlâ yapay zekâ altyapısı, veri merkezleri, çipler ve ileri üretimle bağlantılı şirketlere ilgi gösteriyor. Reuters’a göre 13 Mayıs haftasında ABD hisse senedi fonlarına 22,37 milyar dolarlık giriş oldu. Bu girişte çip şirketlerine yönelik iyimserlik önemli rol oynadı. Fakat burada da bir risk var. Piyasayı tek bir tema çok fazla taşımaya başladığında kalabalık pozisyon riski artar. Şirket kârları güçlü kaldığı sürece bu tema çalışabilir. Ama enflasyon tahvil faizlerini daha da yukarı iterse, iyi şirketlerin bile değerlemeleri baskı altında kalabilir.

Pekin Görüşmeleri Rahatlama Sağladı, Ama Temiz Bir Çözüm Getirmedi

ABD ve Çin arasındaki Pekin görüşmeleri önemliydi; fakat piyasaların bütün sorunlarını çözdüğü için değil. Önemliydi çünkü yatırımcılar en azından jeopolitik tansiyonun daha fazla yükselip yükselmeyeceğini görmek istiyordu. Reuters, Trump’ın Pekin’den Xi ile sıcak mesajlarla ayrıldığını ancak somut kazanımların sınırlı kaldığını yazdı. Görüşmelerde ticaret, İran, Tayvan ve nadir toprak elementleri gibi başlıklar vardı. Fakat piyasanın beklediği net bir reset gelmedi. Bu tablo yatırımcılar için iki yönlü. Daha yumuşak diplomatik dil kısa vadeli riskleri azaltır. Ancak Tayvan, tedarik zincirleri, tarifeler ve İran konularında belirsizlik devam ediyor. Bu nedenle yarı iletkenler, otomotiv, savunma, enerji ve sanayi şirketleri açısından tedarik zinciri güvenliği hâlâ önemli bir yatırım başlığı olmaya devam ediyor.

Piyasanın Hafife Alabileceği Risk

Piyasa riskleri tamamen görmezden gelmiyor. Ama risklerin birbirine ne kadar bağlı hale geldiğini yeterince fiyatlamıyor olabilir. Enflasyon enerjiye bağlı. Enerji Hürmüz Boğazı’na ve İran gerilimine bağlı. Hürmüz meselesi Çin’i de ilgilendiriyor çünkü Çin Orta Doğu enerjisinin büyük alıcılarından biri. Fed beklentileri bütün bu başlıklarla bağlantılı. Hisse senedi değerlemeleri de Fed beklentilerine bağlı. Yani bu haftanın asıl hikayesi şu: Ayrı ayrı görünen haberler tek bir büyük makro tabloya dönüşüyor. Şirket kârları güçlü kalırsa piyasa yükselmeye devam edebilir. Ancak hata payı daralıyor. Birkaç hafta önce yatırımcılar ağırlıklı olarak büyümeye odaklanabiliyordu. Şimdi büyümenin yanında şu soruyu da sormak zorundalar: Bu büyümenin enflasyon maliyeti ne kadar yüksek olacak?