BND Scope: 37. Sayı - ABD’de Ticaret ve Maliyet Baskısı
ABD–Çin tarife indirimi planı, yüksek dizel fiyatlarına karşı alınan önlemler, iş bulma güçlüğü ve sağlık sektöründeki yeni fiyat kuralları. BND Scope’un 37. sayısı, bu gelişmelerin işletmelerin maliyet ve planlarına etkisini ele alıyor.
10/10/20265 min oku


ABD ile Çin’in tarife indirimi planı, bazı ürünlerde ticaretin önünü açabilir. Ancak işletmelerin maliyetlerini düşürmesi için anlaşmaların uygulamaya geçmesi gerekiyor. Dizelde de benzer bir durum var: rezervlerin piyasaya verilmesi ve vergi kolaylıklarıyla arzın artırılması hedeflenirken fiyatlar yüksek seyrediyor.
BND Scope’un 37. sayısında, 27 Eylül–10 Ekim dönemindeki bu gelişmeleri işgücü piyasası ve sağlık sektörüyle birlikte ele alıyoruz. İşten çıkarmalar düşük kalmasına rağmen yeni iş bulmak zorlaşıyor. Sağlık şirketleri ise yeni ilaç fiyatlandırma kuralları ve üretim taahhütlerine bağlı tarife anlaşmalarıyla planlarını yeniden değerlendiriyor.
ABD–Çin Ticaretinde Tarife İndirimi Planı
ABD ile Çin, 27–28 Eylül’de karşılıklı tarife indirimi için hazırladıkları ürün listelerini açıkladı. Her iki tarafın yaklaşık 30 milyar dolarlık ticaretini kapsayan plan; oyuncaklardan ev eşyalarına, bazı tarım ürünlerinden tıbbi ekipmanlara kadar uzanıyor. Buradaki toplam 60 milyar dolar, indirimle sağlanacak tasarrufu değil, kapsama alınan ürünlerin ticaret değerini ifade ediyor. İndirimlerin uygulama koşulları henüz kesinleşmiş değil.
Çipler, elektrikli araçlar ve bataryalar kapsam dışında. Amerikan soya fasulyesinin de listede bulunmaması, tarımda beklenen rahatlamanın sınırlı kalabileceğini gösteriyor. Ekonomistlerin değerlendirmeleri, kapsanan ürünlerde ticaretin canlanabileceği ve bazı tüketim mallarında fiyat baskısının hafifleyebileceği yönünde. Ancak zamanlama önemli: Noel sezonu için hazırlanan ürünlerin büyük bölümü zaten sevk edildiğinden, olası indirimler bu yılın satışlarına hemen yansımayabilir.
Los Angeles Limanı’ndaki hareketlilik de şirketlerin tedarik kararlarında tarife kadar teslimat süresinin ve yakıt maliyetinin etkili olduğunu gösteriyor. Liman, eylülde yaklaşık 1,04 milyon TEU ile eylül ayları için yük hacmi rekoru kırdı. Sezonluk ürünlerin gelişi, Panama Kanalı’ndaki kuraklık nedeniyle değişen rotalar ve Çin’den daha kısa güzergâhları tercih eden ithalatçılar bu artışta rol oynadı. Bu nedenle liman yoğunluğunu yalnızca talep artışıyla açıklamak güç; şirketlerin stoklarını yenilemesi ve taşıma maliyetini düşürme çabası da etkili.

Dizelde Arz Önlemleri, Yüksek Fiyatlar
ABD, yüksek dizel fiyatlarını düşürmek için rezerv kullanımının ve vergi kolaylıklarının yanına Rusya’dan tedariki de ekliyor. Trump, 9 Ekim’de Putin’le yaptığı görüşmenin ardından Rusya’nın ABD’ye ve küresel piyasaya ilk aşamada 300 bin tonun üzerinde dizel sağlayacağını açıkladı. Açıklanan plana göre kasımda 500 bin ton, ardından 1 milyon ton daha tedarik edilecek. Sonraki miktarlar ise Rus rafinerilerinin durumuna bağlı olacak. Bunlar açıklanan sevkiyat taahhütleri; teslimatların gerçekleştiği henüz doğrulanmış değil.
Anlaşma, Rus enerji sektörüne yönelik yaptırımlar sürerken geldi. ABD Hazine Bakanlığı, Rus dizelinin ithalatına 7 Nisan 2027’ye kadar izin veren genel lisans yayımladı. Böylece yönetim, yakıt maliyetlerini düşürmek için Rusya’dan ithalata geçici bir alan açmış oldu. Fiyatlara etkisi ise sevkiyatların miktarına, zamanlamasına ve hangi pazarlara ulaşacağına bağlı olacak.
Rezervlerin piyasaya verilmesi de hızlandırılıyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın 7 Ekim açıklamasına göre, martta kararlaştırılan acil rezerv programında yaklaşık 325 milyon varil piyasaya sunuldu. Kalan yaklaşık 100 milyon varilin salımında dizele öncelik verilecek. Bu miktar, yeni bir paketten ziyade önceki taahhüdün kalan bölümünü oluşturuyor.
ABD’de 5 Ekim tarihli karar da normalde tarım ve inşaat gibi yol dışı faaliyetlerde kullanılan kırmızı boyalı dizelin karayolunda kullanımını kolaylaştırmayı amaçlıyor. Ancak satıcıların vergi yükümlülükleri, dağıtım koşulları ve eyaletler arasındaki farklı kurallara ilişkin çekinceleri sürüyor. Ortalama dizel fiyatının 9 Ekim’de galon başına 6,28 dolar olması, maliyet baskısının devam ettiğini gösteriyor. Rusya’dan tedarik, rezerv kullanımı ve vergi kolaylıklarının ne kadar rahatlama sağlayacağı, yakıtın piyasaya ulaşmasıyla görülecek.
ABD’de İşten Çıkarmalar Düşük, İş Bulmak Zor
ABD’de işten çıkarmalar düşük seyrediyor, ancak yeni iş bulmak daha uzun sürebiliyor. 8 Ekim’de açıklanan verilere göre ilk işsizlik yardımı başvuruları, 3 Ekim’le biten haftada 197 bine geriledi. Eylül istihdam raporunda ise en az 27 haftadır işsiz olanların sayısı yaklaşık 1,9 milyon olarak kaydedildi. Bu grup, toplam işsizlerin yüzde 27,1’ini oluşturuyor.
İki veri birlikte değerlendirildiğinde, çalışanların işlerini büyük ölçüde koruduğu fakat iş arayanların aynı ölçüde rahat olmadığı görülüyor. İşe alımların yavaşlaması, düşük işten çıkarma sayılarının sağladığı güveni işsizlere taşımıyor. İşgücü piyasasını izlerken bu nedenle işsizlik oranının yanında iş arama süresine de bakmak gerekiyor.
Çalışma Bakanlığı’nın 30 Eylül’de açıkladığı 43 milyon dolarlık eğitim desteği, işverenlerin ihtiyaç duyduğu becerileri geliştirmeye yönelik somut bir adım. Yedi eyalete verilen destek; gemi inşası, ileri imalat ve nükleer enerji gibi alanlarda eğitim programlarını kapsıyor. Program, eğitim veren işverenlere sonuçlara bağlı geri ödemeler öngörüyor. Ölçeği ülke genelindeki işe alım sorunlarını çözmek için sınırlı olsa da, şirketlerin çalışan arayışını eğitimle birlikte yürütmesine katkı sağlayabilir.
Tarife indirimi planı ve dizel arzını artırma çabaları, işletmeler için maliyetlerin hafifleyebileceği alanlar açıyor. Bu adımların etkisi, uygulama koşulları netleştikçe ve ürünler piyasaya ulaştıkça görülecek. Sağlık sektöründe de şirketlerin yatırım hesapları, tarife avantajlarının kapsamına ve fiyat düzenlemesine karşı açılan davanın sonucuna bağlı.
İşgücü piyasasında ise düşük işten çıkarma sayıları tek başına yeterli bir gösterge değil. İş arama süreleri ve mesleki eğitim ihtiyacı, çalışanlarla işverenlerin karşılaşmasını zorlaştıran koşulları anlamak için önemini koruyor.
Sağlıkta Fiyat Düzenlemesi ve Tarife Anlaşmaları
ABD sağlık sektöründe şirketler, bir yandan yeni fiyat kurallarına hazırlanırken diğer yandan üretim taahhütleri karşılığında tarife avantajı arıyor. 2 Ekim’de yayımlanan GLOBE düzenlemesi, Medicare Part B kapsamındaki belirli ilaçlarda uluslararası fiyatları referans alan bir hesaplama yöntemi getiriyor. Düzenleme 30 Kasım 2026’da yürürlüğe girecek; modelin performans dönemi ise 1 Nisan 2027’de başlayacak.
İlaç şirketlerini temsil eden PhRMA, 7 Ekim’de düzenlemeye karşı dava açtı. Kuruluş, Medicare’i yöneten CMS’nin yeni ödeme modellerini test etme yetkisini aştığını savunuyor. Henüz bu iddiayı doğrulayan bir mahkeme kararı yok. Davanın sonucu, mevcut uygulamanın yanında gelecekte benzer fiyat düzenlemelerinin hangi yetkiyle yapılabileceğini de etkileyebilir. Bu belirsizlik, şirketlerin fiyat ve gelir planlamasını zorlaştırıyor.
Tıbbi cihaz üreticisi BD’nin 6 Ekim’de açıkladığı anlaşmada ise ABD’de üretimi artırma taahhüdü, koşullu tarife avantajlarıyla birlikte ele alınıyor. Şirketin çok yıllı 19 milyar dolarlık planı; yatırım, operasyon ve tedarik zinciri harcamalarını kapsıyor. Bunun 3 milyar doları üretim kapasitesini büyütmeye ayrılıyor. Tarife avantajlarının nihai kapsamı ve uygulaması henüz kesinleşmediği için planın mali etkisi de net değil. Sağlık sektöründe yatırım kararları artık üretim maliyetlerinin yanında kamu fiyatlandırmasına, ticaret anlaşmalarına ve bunların uygulama koşullarına da bağlı.
